Korona günlerinde alkol tüketimi arttı mı?

0 Shares
0
0
0

İnsanlar korona nedeniyle kendilerini içkiye vurmadı bu coğrafyada. Kendisini unutmak, açmazını çözmek için alkole umarsızca sarılmadı büyük çoğunluk. Tüketim alışkanlıklarını bir süre erteledi ve hayatın normalleşmesini bekledi. İçkiyi sosyal yaşamın içinde, bir dost meclisinde, meyhanede, restoranda, barda, plajda, konserde içmenin keyfini bir süre erteledi.

Grand Korçi

Bireylerin alkol tüketim miktarı ve sıklığıyla alkolizm arasında, sınırları ince bir çizgi var. Alkolün kadim tarihi açısından bakıldığında bu çizginin bariz şekilde aşıldığı çeşitli dönemler yaşandı. Hatta ortaya çıkan toplumsal sorunlar radikal önlemlere başvurularak aşılmaya çalışıldı. İlk çağ ve Ortaçağ’da özellikle biranın gıda maddesi yerine geçen bir rol oynadığı bilinen bir gerçek. İleriki yüzyıllarda artan bira tüketiminin sebeplerinden birisini, kentlerde temiz su kaynağına erişmenin zorluğu oluşturdu. İngiltere’de baraj ve kentsel su hatlarının döşenmesine yönelik çalışmaların hızlanması ve ilerlemesinin ardında aşırı bira tüketiminin önüne geçme fikriyatının azımsanmayacak bir rolü oldu.

Sanayi Devrimi’nin kısa bir süre öncesinden başlayan bir şekilde özellikle yüksek alkollü içkiler, insanlığın alkolle imtihanının başka bir evresini oluşturdu. Topraklarında geçinemeyen kitlelerin yeni gelişen şehirlere akın etmeleri, ‘’işçi’’ olarak kentlerden çağrılmaları ve burada köklerinden, alışageldikleri güvenli ortamlardan ve doğadan kopuk kötü evlerde yaşamaları, pubların (içki salonlarının, bizdekine benzemese de meyhanelerin) popülerleşmesine sebep oldu. İşçi sınıfı aşırı kötü koşullarda ve ölesiye çalışmanın yaratığı kederi içerek göğüslemeye çalıştı. Alkol artık unutmak için içiliyordu. Daha önceki yüzyıllarda olmadığı kadar kaçış ve tesellinin bir aracı olmuştu. Elbette yaşama sevincinin de alkol tüketiminde vazgeçilmez bir payı olduğunu ıskalamamak gerekir ancak şehirlerdeki ağırlıklı eğilim bu yöndeydi.

İngiliz ressam William Hogarth’ın 1751 yılında yaptığı ‘‘Cin Patikası ve Bira Caddesi’’ isimli gravür meselenin boyutunu anlatan en önemli eserler arasında sayılıyor. Bu gravür üzerine edebiyatçı Henry Fielding şunları yazmış “Atalarımızın zamanında hiç görülmemiş yeni bir içki salgını baş gösterdi bu günlerde; eğer önünü alamazsak, bu salgın yoksul halkın büyük bir bölümünü kırıp geçirecek. Bu içki bağımlılığını yaratan zehrin adı ‘cin’. (Eskiden İngiltere’de her ispirtolu içkinin adı cindi.) Başkentte yaşayan yüz binden fazla insanın başlıca besin maddesi bu zıkkım.’’ (i) Cin Patikası bir yıkımın resmiyken hemen karşısındaki Bira Caddesi barış, huzur ve çalışkanlığı resmeder.

İşçiler arasında yüksek alkollü içkilerin yükseldiği dönemlerde burjuvalar arasında da kahve yükselişe geçer. Burjuva sınıfı aristokrasiden kopuşunu kahveyle simgeleştirirken, evinden yurdundan koparılmış köylünün işçileşmesinin simgesi de “cin” olmuştur. Eski köylü yeni işçi ıstırabını dindirmek için sert içkilere yönelir. “İspirtolu içki toplumsal sarhoşluk değil, alkolik uyuşukluk verir. Böylece insanlar tek başına içki içmeye başlar. Sanayileşmiş Avrupa ve Amerika’yla sınırlı bir içki içme biçimidir bu. İçki içmek başka tüm dönemlerde kolektif bir eylemdir.’’ (ii)

Tek başına içmenin bir alışkanlık haline gelmesi, içkinin içildiği mekanlarda sosyalleşme olmadığı anlamına gelmiyordu elbet. “Ben’’ olarak içki salonuna, bar ya da pub’a giden kişi bir “bizliğin’’ içine giriyordu. Buralardan siyaset de çıktı, büyük devinimlerin tohumları da atıldı. Kautsky, “Meyhane olmaksızın, Alman proleterleri için hayat hem muhabbetsizdir hem de politikasız’’ (iii) derken içkinin bir sınıf nezdindeki önemini vurguluyordu.

Olay Amerika kıtasında, farklılıklarıyla birlikte aynı eksen üzerinde ilerledi. Sonuçta “beyaz adam’’ sosyalleşmek için mekanına giden, sair zamanlarda evinde de içebilen bir türe evrildi. Adam diyorum çünkü kadınların içkili mekanlara girebilmesi için bir hayli zamana geçmesi gerekti. Günümüzde elbette kadın erkek diye ayırmanın bir anlamı kalmadı.

Gerek tüketilen yüksek alkollü içki türlerine ait ritüeller, gerek Doğu’ya nazaran farklı seyreden bireyleşme, toplumsal yapı çözülmesi ve başka pek çok kültürel öge, “sıradan’’ bir Batılının “sıradan’’ bir Doğuluya nazaran “tek başına ve evinde’’ içki tüketim alışkanlığı ve miktarını arttıran unsurlar olarak neşet etti.

Bu saikler 21’inci yüzyılda da devam ediyor. Geçtiğimiz günlerde ABD’de yapılan bir araştırma korona sürecinde evlerde tüketilen içki miktarlarındaki artışı ortaya sermesi bakımından ilginç veriler ortaya koydu.

The Conversation sitesinde yayınlanan bir habere göre 14 Mart ile biten hafta sonunda, ABD’de geçen yılın aynı dönemine göre alkollü içki satışlarındaki artış kaygıyla karşılandı. (iv)

Konuyu bu kadar ayrıntılandırmamın altında tahmin edersiniz memleketteki durumu aktarmak ve anlamak yatıyor. 3 Mayıs’ta yazdığım yazıda bu konuya giriş yapmış ve korona sürecinde evlerde tüketilen içki miktarının pek çok yorumu mümkün kılacağından bahsetmiştim.

Peşinen söyleyeyim Batı ve Kuzey coğrafyasında yukarıda özetlediğim gelişmeler olurken, alkolizm bu topraklarda dinamikleri etkileyecek denli büyük bir sorun oluşturmadı. Buna karşın alkol içtimai hayat içerisinde kimi dönem yasaklamalara konu olsa da varlığını hep sürdürdü. İşçi sınıfının alkolizmin eşiğinde durması gibi altı çizilecek bir meselemiz yok. Dolayısıyla din faktörüne rağmen alkol tüketimi Batı’ya nazaran daha yumuşak, daha sosyal bir etkinlik karakteri kazandı. Hal böyle olunca korona döneminde kapanan içkili mekanlarda (başta meyhaneler) tüketilen içkinin, evlere kayıp kaymadığını öğrenmek, bu savı değerlendirmek için bir fırsat da doğurdu. Acaba meyhane, bar, birahane vb. yerlerin kapanması satış rakamlarına nasıl yansıdı? İnsanlar ABD’de olduğu gibi evdeki alkol tüketimlerini ciddi oranlarda arttırdılar mı? Evlerde hangi içkiler tercih edildi? Evlere kapanmanın ya da bazılarımızın kapanamamasının yarattığı gerginlik içkiyle aşılmaya çalışıldı mı?

Tarım Orman Bakanlığı’nın Mart 2020’ye kadar olan verileri bu soruların yanıtlarını içermiyor çünkü bu veriler, piyasaya arz edilen toplam rakamları içeriyor. Piyasa arz edilen içkinin ne kadarının ne zaman satıldığı belli olmuyor. Marketlerin oluşturduğu dernek bu konuya ilişkin bazı veriler açıkladı ancak onlarda da gerekli detay ve kapsayıcılık yok. Hal böyle olunca imdadıma Mey İçki’den sevgili Levent Kömür yetişti. Levent Kömür özellikle rakı konusunda sektörün nefes alış verişini yakından takip eden, rakının eko sistemini önemseyen bir isim ve istatistiklerin yorumlanmasında katkısını da esirgemedi.

İçki sektörünün satış rakamları; açık içki noktaları (meyhane, birahane, bar vb.), kapalı içki noktaları (market, büfe, TEKEL Bayii vb.), gümrüksüz satış mağazaları, Kıbrıs satışlarının toplamından oluşuyor. Korona döneminde açık içki satış noktaları, gümrüksüz satış mağazaları ve Kıbrıs’tan gelen satışlar sıfırlandı. Geriye market, büfe, TEKEL bayii gibi yerler kaldı. Bu durum alkollü içki sektörünün toplam satış hacmi açısından, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 9,3 oranında küçülmesiyle sonuçlandı. Korona nedeniyle evlere kapanmadan önceki Mart 2020 satışlarına göre ise yüzde 6,7’lik bir düşüş var. Sadece bu rakama bakarak söyleyebiliriz ki, açık içki noktalarının kapanmasından dolayı evlere kayan içki tüketiminin yarattığı satışlara rağmen, içki sektörü küçüldü. Evlerde yapılan içkilerin oranında artış olsa dahi Türkiyeliler, bu süreci alkolle aşmaya çalışmadılar. Kapalı içki noktalarındaki satışlardaki artışın bir kısmı da stok eğilimini yansıtıyor. Yani satılan her içkinin tüketildiği anlamına gelmiyor bu rakamlar. İnsanlar karantinanın uzun süreceği varsayımıyla stok yaptılar ancak özellikle yüksek alkollü içki stoklarını aynı hızla tüketmediler.

.Bu durumu doğrulamak için alkollü içkilerden kesilen ÖTV rakamlarına da bakmak anlamlı olacaktır. Nisan ayında gerçekleşen ÖTV 907 milyon TL iken geçen senenin aynı döneminde bu rakam 1,01 milyar TL olmuş. Geçen seneden bu yana yapılan zamlara rağmen 103 milyon TL’lik bir düşüş var vergi tahsilatında. Bu rakamlara göre de sektör yüzde 10 mertebesinde küçülmüş gözüküyor. Mart ayının ikinci yarısında başlayan yasakların etkisini görebilmek için ocak nisan arası dönemi kıyasladığımızda da aynı etkiyi görmek mümkün. Zamlara ve ilk aylardaki satış miktarlarının yükselmesine karşın toplamdaki artış beklenenin altında gerçekleşmiş.

Bu daralmanın içki türlerine nasıl yansıdığını görmek de ilginç oldu açıkçası. 2019 yılının Nisan ayı satışlarını 100 birim kabul ederek yaptığımız yaklaşımda, bir tek viskinin geçen yılın aynı dönemine göre satışını arttırdığı ortaya çıktı.

Geçen senenin nisan ayına göre rakıda yüzde 0,5, şarapta yüzde 1,8, birada yüzde 10,7’lik bir düşüş söz konusu. Açıkçası insanların evlerinde en kolay ve en ucuz şekilde bira tüketeceklerini düşünürdüm ama bu rakamlar onu göstermiyor. Mart 2020 satış rakamlarına baktığımızda ise tüm içki türlerinde bir miktar stoklama etkisi hissediliyor.

.

Viskinin geçtiğimiz yıllardan bu yana sürdürdüğü artış ayrı bir yazı konusu olmayı hak ediyor kanımca. ÖTV nedeniyle artan rakı fiyatlarının viskiyle eşleşmesi, genç kuşakların rakı yerine viski, votka, tekila gibi yüksek alkollü içkileri tercih etmesi gibi faktörler bu grafiğin yükselmesinde etkili. Viski korona günlerine rağmen yükseliş trendini sürdürmüş gözüküyor.

Ezcümle şunu söylemek mümkün ki, insanlar korona nedeniyle kendilerini içkiye vurmadı bu coğrafyada. Kendisini unutmak, açmazını çözmek için alkole umarsızca sarılmadı büyük çoğunluk. Tüketim alışkanlıklarını bir süre erteledi ve hayatın normalleşmesini bekledi. İçkiyi sosyal yaşamın içinde, bir dost meclisinde, meyhanede, restoranda, barda, plajda, konserde içmenin keyfini bir süre erteledi. Bu aslında bir toplumun sigortasıdır. Buradan alkolizmin uyuşturucu etkisi yerine hayatın içinden damıtılan kültürü yeşererek çıkar. Bu kültür de hepimize iyi gelir. Bunu korumak, bunu çoğaltmak, bunu gerektiğinde tavizsizce savunmak hepimizin sorumluluğunda. Bana kalırsa başta içki içmeyenlerin.

Şimdi birbirimize özlemimizi giderdiğimiz mekanlara ve günlere geri dönüyoruz. Umarım içki firmasından mekancısına, garsonundan müdavimine kadar herkes bu süreçten gerekli dersleri çıkarmıştır. Ancak şimdi şerefe deme zamanı, şimdi sağlığa, esenliğe, afiyete kadeh kaldırarak karanlıktan omuz omuza temkinli bir çıkış zamanı.

Gittiği yerde gül bitsin, dalında bülbül ötsün…

(i) Keyif Verici Maddelerin Tarihi, Wolfgang Schivelbusch, Kırmızı Kedi Yayınları, 2018

(ii) Age

(iii) Age

(iv) https://theconversation.com/america-is-drinking-its-way-through-the-coronavirus-crisis-that-means-more-health-woes-ahead-135532


0 Shares
Bir cevap yazın
You May Also Like